22 yıl önce Bulgaristanın bir
köyünde küçük bir çocuk kendisine verilen bozuklarla tatlı
şeyler almak üzere bir dükkanın yolunu arşınlıyordu. Yokuş
tırmanarak otoyolun kaldırımına, aynı zamanda dükkanın önüne
varmıştı. İçeri girdiğinde daha önceden tadına baktığı
Halley'i istedi. Şükür ki parası yetiyordu. Keyifli hali ile
oradan ayrılıp yokuştan aşağıya yürümeye başladı.
Bir yandan da şekerlemenin janjanlı ambalajını dikaktle açıyordu.
Açtığı zaman bütün
konsantrasyonunu toplayarak koca bir parçasını yavaşça ısırdı.
Isırırken iki bisküvinin,
aralarındaki kremanın dolgunluk ve yumuşaklığından kayar gibi
olduklarını fark etti. Ayrıca oluşan kırıntıların kremaya
tutunduğunu da görmüştü. Bu lezzet sayesinde mutluluk
hissetmişti.
Bu günlerin üstünden yıllar geçti.
Zaman bazı şeyler için iyiydi. Bazıları için kötü!
Halley için iyi olmadı mesela! Kurudu
gitti...
Eskiden bir tanesini alınca sevinenler
şimdi onlarcasını kutuda görüp yüz çeviriyor.
Yerken dökülmeyen Halley isteyenlere
selam olsun!
İlgili CEO'lara selam olsun! Kremadan
ne haber !?
Halleyin kremasını tekrar göremeyecek
miyiz!?
Maliyeti ne ise ekleyin fiyatına. İki
türlüsü de bulunsun raflarda.
Yoksa herkese bi halley olmaz.
Reklamlarınız verimsiz.
İyi çalışmalar
Bir Çocuk
Mazi kalbimde yara. Krema Halley'de yok gibi. En büyük derdin Halley kırıntıları olsun emice.
YanıtlaSilEn büyük dertleri yazmadık henüz üstat! En küçüklerden başlamış olalım :)
SilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
Sil